Happy Halloween'23
- sesinakmaz
- 1 Kas 2023
- 3 dakikada okunur
1 Kasım 2023
Cadıları bayramını bir kaç sene önce kutlamaya başladık. Dini ya da milli durumumuzdan bağımsız, her türlü eğlenceli günü kutlamayı seviyoruz. Merin henüz bir buçuk aylık olduğundan neyi ne kadar yapabileceğimden emin değildim. Bu sene yeni bir kostüm dikemeyeceğim için, çocuklara hazır almayı teklif ettim. Derin olsa da olur, olmasa da derken, Serin geçen sene diktiğim kostümü giymek istediğini söyledi. Büyük emek verip diktiğim şeylere böyle önem vermelerine çok memnunum. Dikiş motivasyonumu arttırıyor.
Bir kaç gün önce keçeleri çıkarıp süsleme ve dekorasyon işine giriştik. Merin’i kanguruda uyutup, O kucağımdayken bir kaç saat çalışabildim. İşin büyük bölümünü çocuklar yaptı. Ben aktif çalışamayınca çocukların neler yapabildiklerini daha iyi görme şansım oldu ve edindikleri becelerileri izlemekten büyük keyif aldım. Büyük günün heyecanıyla, şevkle çalıştılar. Onlar da yaptıklarından doyum aldılar. Serin cadı şapkaları, Derin balkabağı ve hayaletleri kesti. Ali bile hazırlıklara katıldı.
Geleneksel Halloween kurabiyelerini de çocuklar yaptılar. Çocuklar yapınca her zamankinden çok daha uzun sürdü, ortalık fena kirlendi. Tereyağı ve yumurtaya buladıkları ellerini defalarca yıkamalarını izlemek keyfimi kaçırdı. Ellerini yıkamadan diğer malzemeleri de koyup tüm işi bitirsinler istedim. Hamuru açmaları, hamuru ince ya da çok kalın açmaları, açtıkları hamurun ortasına kalıbı koyup sadece tek bir kurabiye çıkarmaları ve kalanı tekrar yoğurup, tekrar açmaları… Ben olsam şimdiye kadar hepsini bitirip pişirmiştim. Bu saatler sürecek etkinliği izlemek işkence gibi. Kucağımda Merin, hiçbir şey yapamıyorum. “Çocuklar şöyle yapsanız hemen biterdi.” ya da “Çocuklar böyle çok uzun sürecek, farkında mısınız?” dedim sabırsızlıkla. Çocuklarsa “Anne biz eğleniyoruz. Tadını çıkarıyoruz. Oyun oynuyoruz. Uzun sürmesini de dert etmiyoruz.” deyip yine bana güzel bir ders verdiler. Yine önemli olanın sonuç değil süreç olduğunu kendime hatırlatıp derin bir nefes aldım ve ben de zevkle izlemeye başladım. Orada benim göremediğim müthiş bir dünya var. Biz yetişkinler için O dünyaya girip çocukların gözünden bakabilmek çok zor ama imkansız değil. Çocukların uyarısıyla kendimi bıraktım ve katıldım aralarına. Sonuçta bugün bu işi yapabilmelerinin nedeni senelerdir onlara mutfakta fırsat verip zor olsa da sabırla izlemeye çalışmak. Görüyorum ki mutfakta zorlanmıyorlar ve oldukça da başarılılar. Farkında olmadan hemen acıkacaklarını ve yemek için bişeyler düşünmemiz gerektiğini biliyordum. Dışarda yeme fikri cazip gelince çocukları rahatça seyretmeye devam ettim.
Kurabiye gibi bir işin bile saatler sürmesi hepimizi yordu. “Bu sene balkabağı almasak mı?” dedim. Derin de yorulmuş. Balkabağı oymak istemedi ama Serin balkabaksız olmaz dedi. Çıkıp yemek yedikten sonra Serin’e güzel bir balkabağı bulduk. Akşam Merin’i uyutup, odaya kapandım ve çocukların görmemesi gereken sürpriz hazırlıkları tamamladım. Zaman kalmadı. Ertesi gün Halloween. Ben odadayken çocuklar da Serin’in balkabağını oydular. Derin kabak istememişti ama Serin’e yardım etmekten, hatta kendi fikirlerini sunmaktan kendini alamadı. Benim neler yaptığımı öyle merak ettiler ki, türlü bahanelerle sık sık odaya gelip, beni kontrol ettiler. Derin hediye paketinin üstüne kurt adam resmi istedi. Çizdiğimi gören Serin gidip Derin’in kulağına “Annem sana kurt adam çizmiş.” diye sır verdi. “Anne Halloween şekeri de var mı?” “Anne hediye de var mı?”. Öyle heyecanlılar ki, Serin kostümüyle uyumayı teklif etti ama sabırlı olmasını, sabah giymesini rica ettim. Sonunda hazırlıkları bitirince geç de olsa yattık. Uykunun benim için bu kadar önemli olduğu bugünlerde geç yatmak (Saat 23.00 gibi) benim için büyük fedakarlık ama çocukların mutluluğuna değdi.
Ertesi sabah herkes heyecanla uyandı. Ali de katılmak istemişti ama akşamdan kalma olduğu için uyanamadı ve çocukların Ali’yi bekleyecek sabrı yoktu. Kostümlerini giydiler. Hazırladığım şeker, çikolata keselerini bahçede farklı ağaçlara astım. Çocuklar buna bayıldılar ve hoplaya, zıplaya keselerini açtılar. Ardından hediyelerle coştular. Merin’i de giydirip nasıl tatlı olduğunu izledik. Hikayeler, farklı bir dünyada olma hali, hayaller, büyüler… Gün ara ara çeşitli oyunlar ve bir filmin ardından bitti. Günün en beklemediğim yorumu Serin’den geldi. “Anne daha yeni doğurdun. Ama yine de bize neler hazırlamışsın. Çok teşekkürler!” dedi. Çocuklar sandığımızdan çok daha fazlasını farkındalar. Eğer onlara ilgiyle yaklaşıp, onların farkında olursak, onlar da halimizi anlıyor, işbirliği yapmaya istekli oluyorlar.
Dile kolay, öyle yorulmuşum ki elim kolum tutmuyor. Çocuklar babalarıyla film izlerken ben Merin’le erkenden yattım. Böyle zamanlarda çocukları yatıramayacak, kitap okuyamayacak olmaktan huzursuzluk duyuyorum çünkü Ali çocukların her türlü ihtiyacını çoğu açıdan benden de iyi karşılar ama kitap okuma işinde biraz kötüdür yada çocuklar benim okumama alışık oldukları için babalarının okumasını yadırgıyorlar. Ali “Çocuklar bende. Sen yat.” deyince karşı koyamadım. Çocuklar ben olmasam da başlarının çaresine bakmış, kitapsız uyumamışlar. Ertesi sabah öğrendim ki Derin yine Serin’e sayfalarca okuyup uyumasını beklemiş. Bu öyle kolay bir iş değil çünkü aslında Derin büyük olmasına rağmen hep Serin’den önce uyuyakalır ve Serin kitabı bitirmeden uyumaz. Ayrıca oldukça uzun kitaplar seçer. Derin’in çabasını takdiri hak ediyor.
Özel günler bizim için isminden çok öte anlamlar taşıyor. Çocuklara özel ve biricik olduklarını anlatmak, becerilerini göstermelerini sağlamak, kardeşlik bağlarını güçlendirmek, aile olduğumuzu göstermek ve en güzel çocukluk anılarını oluşturmalarını sağlamak için büyük fırsat anları. Her sene giderek daha anlamlı ve güzel bir hal alıyor.





















































Yorumlar