Yavaşlamak
Güncelleme tarihi: 20 Eki
15 Ekim 2026 Perşembe

Bir kaç gündür yavaşladım.
Yavaşlamak çok iyi geldi.
Bir kriz içindeyken,
Kendime yeni bir kriz yaratmışken,
Hep aynı döngüyü yaşamak yerine,
Başka bir yol olduğunu fark ettim.
Yavaşlayıp bir nefes almasaydım,
Kendimi sürekli yapılması gereken işlerle meşgul etmeye devam etseydim,
“Duramam. Durursam hayat durur.” demeye devam etseydim,
Durup düşünmeye zaman ayırmasaydım,
Kendimi yeni sohbetlerle,
Videolarla,
Filmlerle,
Gündem haberleriyle,
Kitaplarla,
Tartışmalarla meşgul etseydim,
Yalnız kalmaya olanak tanımasaydım,
Fark etmek zor olabilirdi.
Eğer bir şeylerin yanlış olduğunu fark edip,
Doğruyu arıyorsam,
Sürekli bir arayış içindeysem,
Ne aradığımı bilmiyor olsam bile,
Bir sohbet,
Bir kitap,
Bir film,
Bir haber,
Bir yorum,
Bir tartışma,
Bir iş,
Tüm bunlar da aradığımı bulmama yardım edebilir.
Eğer hiç kimse yoksa aradığımı bana verecek,
Kendi kendimin klavuzu olabilirim.
Duygularımı yok saymak yerine,
Onları dinlemeyi seçebilirim.
Param var,
Ailem var,
Sağlığım yerinde,
Hayal ettiğim yerdeyim,
Hayal ettiğim her şeye sahibim,
Ama huzursuzum.
Bir türlü boşluğun yeri dolmuyor.
Daha çok çalışıyorum,
Yeni hedefler koyup,
Onlara ulaşmak için çabalıyorum,
Hedefe ulaşıyorum,
Ama hala tam değil.
Mutsuzum.
Kılavuz yok.
Öğrenmemişim.
Yol gösteren olmamış.
Gösterilen yollar bana yaramamış.
Hep eleştiren, parmak sallayan,
“Yapamadın.”,
“Daha iyisini yapabilirdin.”
“Zaten yapman gerekenleri yaptın.”
Diyen güçlü bir iç ses.
Kılavuz yoksa,
Duygularıma bakabilirim.
Onları görmezden gelmeyip,
Yok saymayıp,
Gerçekten bakabilirim.
Onları kabul edebilirim.
İhtiyaçlarına kulak verebilirim.
Çünkü ben onları duymasam da,
İhtiyaçlarımı görmezden gelsem de,
Kendimi diğer her şey için feda etsem de,
O ihtiyaçlar almaları gerekeni,
Benden bir şekilde alacaklar.
Öyle ya da böyle.
Huzursuzluk vererek,
Hep yarım hissetmeme sebep olarak,
Anı yaşamama, keyif almama engel olarak,
Öfkeyi körükleyerek,
Beni hasta ederek.
İhtiyaçlarım benden alacaklılar.
Öyle ya da böyle.
Benden ihtiyaçlarını alacaklar.
Bir çocuğun,
Sevilmeye,
Görülmeye,
Öğrenmeye,
Kendisinin bile farkında olmadığı ihtiyaçlarının,
Onu seven biri tarafından gösterilmesine,
Karşılanmasına ihtiyaç duyan bir çocuğun,
Bu ihtiyaçlarını,
Öyle ya da böyle alması gibi.
Çocuğuma ihtiyacı olanı,
Güzelliklerle vermediğimde,
Güvende hissetmediğinde,
Bana inanmadığında,
Zor kullanarak, ağlayarak, çığlık atarak alıyor ihtiyacını.
Ama tatmin olmuyor.
Bağ kopuyor.
Güven zedeleniyor.
İnat başlıyor.
Kontrol başlıyor.
Tüm bu süreç boyunca aynı zaman harcanıyor.
Hatta olumsuzluklar,
Çok daha fazla enerji,
Zaman alıyor olabilir.
Her gün test ediliyor yeni becerilerim.
“Köpeği kim çıkaracak?”
“Ben açım.”
“Ben yazı yazmak istiyorum.”
“Ben yazı yazıyorum.”
Kimsenin uğraşı gereksiz değil.
Önemsiz değil.
Ama köpeğin bir ihtiyacı var.
“Tamam ben çıkarırım.”
Kendimi feda etmeden.
Kızmadan.
İnat etmeden.
Tehdit etmeden.
Rol yapmadan.
Gerçekten istediğim için köpeği ben çıkarabilirim.
Saat tutuyorum.
Sadece 3 dakika 45 saniye sürüyor.
Acele etmediğim halde.
Üstelik etrafa bakmaya zaman buluyorum.
Bundan keyif alıyorum.
Bıldırcınlarla karşılaşıyorum.
Onlara bakmak mutluluğumu arttırıyor.
3 dakika 45 saniye.
Mutluyum.
Anı yaşadım.
Köpeğimin ihtiyacı, kendi ihtiyacım karşılandı.
Öyle mutluyum ki… sayfalarca yazmak istiyorum.
Bu sadece küçücük bir örnek.
Bugünlerde hayatım bu fark edişlerle geçiyor.
Çok mutluyum.
Elimizde olanı,
Ne için harcamak istiyoruz?
Karşımızdakine vermeye hazır mıyız?
Yoksa istediği şeyin elimizde olmadığına ikna etmeye mi çalışıyoruz?
Adam Philips’in neden Kral Lear’ın hikayesiyle başladığına anlam verememiştim.
Oysa sadece bu hikayeyi görmek,
Hayatı görmekmiş.
Sesin Akmaz Duran / Ekim 2026




Yorumlar