Yeni kelime, sınırlar
Güncelleme tarihi: 20 Eki
12 Ekim 2026

Mutluyum.
Çok mutluyum.
Sevdiğim insanlara duvar örmüşüm.
Başka bir yol bilmiyorum çünkü.
Fakat duvarlar ördüğümde,
Kötü olanla beraber, tüm iyilikleri de dışarıda bırakmışım.
Kırılgandım, kendimi koruyacak gücüm yoktu.
Tek bildiğim yol mağdur olmaktı.
Mağdur olduğuma inandığımda,
Mağdur olmayı seçtiğimde,
Yaşanan her ne olursa olsun,
Kendi davranışlarımın sorumluluğunu almak yerine,
Başkalarını suçladığımda,
Topu atmış oluyorum.
Sorumluluk almam gerekmiyor.
“Böyle oldu, çünkü onlar böyle yaptılar.”
Başına her ne gelirse gelmiş olursa olsun,
Sen ne yaptın?
Olayları kontrol edemem.
Başkalarını kontrol edemem.
Ama olaylar karşısında ne yapacağıma karar verebilirim.
Nasıl tepki vereceğime karar verebilirim.
“Ben neler çekiyorum? Bana neler yaptılar?” diyebilirim.
“Karşımdaki böyle konuşmayı, davranmayı seçti.
Buna karşı ne yapacağımı belirleyecek olan benim.” deyip,
Artık çocuk olmadığımı,
Güçlü, özdenetim sahibi, sorumluluk sahibi bir yetişkin olmayı seçebilirim.
Seçimler.
Sorumluluk almak.
Denge.
Öfkelenmek yok.
Kurban olmak yok.
Kendini feda etmek yok.
Suçlamak yok.
Eski alışkanlıklar dönebilir.
Öfkelenebilir, suçlayabilir, kontrol etmeye, değiştirmeye çalışabilir,
Kurban rolüme dönmek isteyebilirim.
Farkında olmadan eski bildiklerimi yapmaya devam edebilirim.
Sonuçta hiç öğrenmediğim,
Pratik etmediğim bir beceriyi öğrenmek istiyorum.
Değişim için kalbimi, bedenimi, aklımı,
Tüm duyularımı açıyorum.
Sakin, dingin.
Telaş yok, koşuşturma yok.
Hırslar yok.
Adam Philips’in Kaçırdıklarımız / Yaşanmamış Hayata Övgü kitabını,
Çok yavaş okuyorum.
Sindirerek
Her cümle, her anlatım içime işliyor.
Öyle farkındalıklar yaratıyor ki bende, ilerleyemiyorum.
Cümleler tek tek kafamdaki soruları çözüyor.
Heyecanlanıyorum.
Yaşadığım mutluluğun sebebinin,
Kendimden uzak tuttuklarıma kavuşmak olduğunu sandım.
Değilmiş.
Eski sözlere, davranışlara, durumlara maruz kalınca,
Anladım ki mutluluğun sebebi bu değil.
Mutluluk artık başkalarının ne yapıp yapmadığına,
Koşullara bağlı değil,
Mutluluk burada.
Mutluluk benliğimin merkezinde.
Mutlu ya da mutsuz olmak benim kararım.
Duygularımı yönetebilirim.
Mutluyum.
Çünkü mutlu olmayı seçiyorum.
Yarın mutsuz olabilirim.
Bu da mutluluk kadar normal.
Denge.
Seçimler.
Bu iki kelimeye bir yenisini ekliyorum.
Sınırlar.
Sınırlarım olduğunu sanırdım.
Kolayca hayır diyebildiğimi sanırdım.
Sevilmemekten korkmadığımı sanırdım.
Güçlü olduğumu sanırdım.
Saklayacak bişeyim olmadığını,
Korkusuz olduğumu sanırdım.
Ne istediğimi,
Ne istemediğimi,
Kesin ve net olarak bildiğimi sanırdım.
Adam Philips Kaçırdıklarımız adlı kitabında,
“Ne istediğimizi bildiğimizde,
Ne istediğimizi bilmediğimizde,
(Deyim yerindeyse
İstediğimizin bilincinde olmadığımız ve
Hedefsizlik sebebiyle
Tedirgin olduğumu durumlarda)
Ya da istediğimiz şeyden fazlasıyla korkup
İsteğimizi bilindik başka bir nesneye
Militanca bir kesinlikle kaydırdığımızda
Sergilediğimiz şey
Aşırı bir ne istediğini bilme halidir.”
diye yazmış.
Çok etkilendim.
Kendi sınırlarımın,
Başkalarının sınırlarının,
Nerede başlayıp nerede bittiğini bilmediğimden,
Hiç öğrenmediğimden,
Ya da yanlış öğrendiğimden,
İhlal etmişim bunca zaman.
İhlal etmişim,
Kendi sınırlarımı,
Çocuklarımın sınırlarını,
Eşimin sınırlarını,
Annemin,
Babamın,
Kardeşimin,
Akrabalarımın,
Arkadaşlarımın,
Sevdiklerimin,
Sevmediklerimin,
Yakınlarımın,
Yakınım olmayanların,
Ayrım yapmaksızın,
Üstüne basıp geçmişim.
Sırf övgü almak için,
Beğenilmek için,
Kabul görmek için,
“Bakın ne harikayım.”
“Bakın bana ne haksızlıklar yapılıyor.”
“Bakın ne kadar haklıyım.” demek için,
Herkesin sınırlarını ihlal etmişim.
Üzgünüm.
Hatalar yaptım.
Ama kendime karşı acımasız değilim.
Kendime karşı dürüstüm.
Yaptığım hataları kabul ediyorum.
Hata yapabilirim.
Hata yapmadan öğrenemem.
İyi ki hata yapmışım demiyorum,
Anlıyorum.
Kendime anlayış gösteriyorum.
Herkese anlayış gösteriyorum.
Ama hatamı gördüğümde,
Bunları düzeltme iradesini gösteriyorum.
Güçlüyüm.
Sorumluluk alabilirim.
Hata olduğunu bile bile devam edebilirim.
Değiştirmeyi seçebilirim.
Mükemmel değilim.
Mükemmel olmak zorunda değilim.
Denge.
Seçimler.
Sınırlar.
Önceki gün saatimi 60 dakikaya kurdum.
Fakat yazmak 120 dakika sürdü.
Dün spora gitmedim.
“Gidemedim.” Değil.
“Gitmedim.”
İster anlatacaklarımı,
Yazdıklarımı kısa tutar,
Spora giderim.
Yapmak istediğim diğer şeylere zaman ayırırım.
İster tüm gün yazarım.
Şikayet etmek yok.
Başkasını suçlamak yok.
Hayatı, dünyayı suçlamak yok.
Güçlüyüm.
Özgürüm.
Yaptıklarımdan,
Yapmadıklarımdan,
Sorumlu olan benim.
Denge.
Seçimler.
Sınırlar.
Sesin Akmaz Duran / Ekim 2026




🫂